Mutluluğu Aramak’

Mutluluğu uzaklarda değil, an’da bulduğunda…

Sevgiyi uzaklarda değil, yanı başında aradığında…

Kötülüğü kötülükle yarıştırmak yerine iyilikle karşılık verdiğinde…

Negatif düşüncelerin yerine pozitifi düşünmeyi seçtiğinde…


Yalnızlığı bir eksiklik değil, kendin için bir fırsat olarak gördüğünde…

Sevgiyi dışarıda aramak yerine, kendini sevmeyi öğrendiğinde…

İmrenerek yaşamak yerine, imrenilen biri olmak için kendine yatırım yaptığında…


İşte o zaman anlayacaksın;

Her şeyin ne kadar fazlasıyla anlam kazandığını. 

Her şeyin yaşadığımız andan ibaret olduğunu. 

Her şeyin ve herkesin ne kadar geçici ve ne kadar hafif olduğunu.


Mutluluğu bazen sadece sıcak, huzurla içilen bir fincan kahvede bulacaksın.

Eline aldığın yeni bir kitabı okuduğunda içinde kelebekler uçtuğunda çocuklar gibi mutlu olduğunda.

Ve kendini kimseye kanıtlamak zorunda olmadığını öğrendiğinde,

gerçek anlamda mutlu olacaksın.

Mutluluğu uzaklarda değil, mutluluğu yanıbaşında ara. 

Mutlu olmak senin elinde, mutluluklardan mutsuzluk yaratmakta. 

Çünkü hayat, sen fark ettiğin kadar derin…

Sen anlam yüklediğin kadar gerçek…


Bir gün koşarak yetişmeye çalıştığın şeylerin,

aslında seni yoran yükler olduğunu fark ettiğinde ve yavaşladığında,

hayatın ilk kez seninle aynı ritimde yürüdüğünü hissedeceksin…


Kalabalıklar içinde kaybolmak yerine,

kendi sessizliğinde kendini bulduğunda…

Eksik olduğunu düşündüğün yanlarının bile

seni sen yapan parçalar olduğunu kabul ettiğin zaman, geçmişin pişmanlıklarını,

geleceğin kaygılarını bir kenara bırakıp,

sadece “şimdi” ile dost olduğunda anlayacaksın nefes almanın bile bir şükür sebebi olduğunu.


Mutluluğun bir hedef değil,

bir hâl olduğunu fark edeceksin.

Aranacak bir şey değil,

yaşanacak bir şey olduğunu…


Ve o an geldiğinde,

ne eksik hissedeceksin,

ne de fazlasını isteyeceksin.


Sadece olduğun hâlinle,

olduğun yerde,

sessizce…

tam hissedeceksin.


Mutlu olmak için neyi bekliyorsun? 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden yazıyorum¿

Olmak istemediğin yerden kendine’